Akdeniz Anemisi

Akdeniz Anemisi
Paylaş
 

Akdeniz anemisi olarak bilinen bu hastalık uluslararası alanda Talasemi adı ile tanınan ve genetik alt yapısı olan bir çeşit kan hastalığıdır. Akdeniz anemisi ile anılan iki tip açılım mevcuttur. İlki Talasemi hastalığının kendisi, diğeri de bu hastalığın taşıyıcılığıdır. Taşıyıcı grupta olan insanlar yaşamlarını normal bir şekilde sürdürürler ve her hangi bir sorunla karşılaşmazlar. Laboratuvar ortamında yapılacak kan testi ile açığa çıkar ve bebek bekleyen kişilerde önemli bir durum oluşturur. Anne ya da baba taşıyıcı durumunda ise doğacak olan bebek bu sebepten değerlendirmeye alınmalıdır.

Hastalığın var olduğunun açıklanabilmesi için, gen zincirinde bulunan bazı bölümlerde sentez hızının aksaması söz konusu olmalıdır ya da o zincirin tam olarak olmaması durumunun gözlemlenmesi gerekir.

Beta Talasemi adı ile anılan tip Türkiye’de en çok rastlanan Talasemidir. Bu türün tıbben açıklamasında sentezlemenin beta zincirindeki hızının azalmış olduğu tespiti vurgulanır.

Kişide Akdeniz Anemisi Varsa Neler Yapılmalıdır?

En önemsenmesi gereken konu bu kişilerin bebeklerinde Akdeniz anemisi hastalığının muhtemel yüksek oranda oluşma riskidir. Eğer ebeveynlerden birisi ya da ikisi Talasemi taşıyıcısı ise çok ciddi bir kan problemi ve rahatsızlığı olan bu hastalığın yüksek oranda bebekte görülme ihtimali olduğunun taraflarca bilinmesi gerekir.

Yapılan kan testi sonucunda bu gerçek anne ve babaya açık bir şekilde anlatılmalıdır. Taşıyıcı olan anne ve baba adayı hasta kategorisinde değil taşıyıcı grupta değerlendirilirler. Taşıyıcılara bir tedavi uygulaması yapılmaz. Çünkü taşıyıcılık yapılacak bir tedavi ile giderilemez ve ömürlerinin sonuna kadar bu taşıyıcılık kişilerde kalır.

Akdeniz Anemisinin Belirtileri Nelerdir?

Halsizlik, tende soluk bir renk, iştahsızlık, karın bölgesinde şişlik, gözlerde belirgin sarılık, koyu bir idrar, yüz kemiklerinde oluşan şekil değişimleri ve dalakta meydana gelen büyüme en belirgin belirtilerdir.

Akdeniz Anemisinin Tedavisi Nasıl Yapılır?

Kan transfüzyonu (kan nakli)

Gerekli görülmesi halinde dalağın tamamen alınması

Meydana gelen komplikasyon oluşumlarına göre bir durum değerlendirmesi yapılır. Eğer gerekli görülür ise hasar gören organlara yönelik bir tedavi programı hazırlanır ve uygulanır. “Demir Şelasyon” adı verilen tedavi devreye sokulur. Bu tedavide amaç bedende biriken toksik metallerin ve minerallerin bağırsaklar tarafından emilmesinin önüne geçmek ve vücuttan atmaktır. Demir, kadmiyum, kurşun ve civa gibi ağır metallerin bedenden atılmasına yönelik bir uygulamadır. Bu uygulamada hastaya EDTA adında bir asit damar yolu ile verilir. Haftada iki kez uygulanır ve her seans 2 – 3 saat arası sürer. Bazen şelasyon yöntemi fitil ya da ağız yolu ile de uygulanabilir.

Bazı vakalarda ve gerek görüldüğü taktirde doktorlar kemik iliği naklini de tercih edebilmektedirler.

Yeni evlenecek çiftlerin Akdeniz anemisi kan testini mutlaka yaptırması ve bu hastalığın taşıyıcısı olup olmadıklarını önceden bilmelerinin çok önemli olduğu doktorlar tarafından vurgulanmaktadır.

 

Bir önceki yazımız olan HİPOGONADİZM HASTALIĞI başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Sorularınızı Yorum Bölümünden Sorabilirsiniz ...
Bu yazı 72 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak