BCG – BCG Aşısı

Paylaş
 

BCG verem (tüberküloz) aşısını geliştirerek bu hastalığa neden olan bakterilere karşı bağışıklık geliştirilmesini sağlayan kişilerin isimlerinin baş harflerinden oluşan bir aşıdır. BCG aşısı akciğer veremine karşı bağışıklık (ümmin) sağlayan bir aşıdır. Aşı ısı ve ışığa karşı çok hassastır. Sulandırılan aşı 4 – 6 saat içinde mutlaka uygulanmalıdır. Sulandırılmayan aşı oda sıcaklığında 1 ay, buzdolabında 2 – 8 derece sıcaklıkta 2 sene saklanabilir. Aşı sadece kendi sulandırıcısı ile sulandırılır ver başka hiçbir sulandırıcı kullanılmaz. BCG aşısı ile ilgili daha detaylı bilgiyi aşağıda bulabilirsiniz.

Neden BCG Aşısı Yapılır?

Tüberküloz riski taşıyan ya da yapılan test sırasında tüberkülin testi negatif çıkan kişilere uygulanır. Tüberküloza yakalanmış yani verem olmuş kişilere de BCG aşısı uygulanır. Aşı uzun yıllardır ülkemizde 2 ayını tamamlamış çocuklara sağlık ocaklarında uygulanmaktadır.

Aşı bulunmadan önce dünyada veremden milyonlarca insanın öldüğü bilinmektedir. Bu açıdan bakıldığında aşımın geliştirilmesi insanlık tarihi açısından en önemli gelişmelerden birisidir. Günümüzde fakir ülke hastalığı olarak bilinmektedir. Ve maalesef halen milyonlarca insan tüberküloz tehdidi altındadır. Dünyadaki en yaygın hastalıklar arasında yerini korumaya devam etmektedir. Gelişmemiş ülkelerde görülme olasılığı çok daha yüksektir. Yeni doğan çocuklara aşı yapılmaz ise bir bağışıklık oluşturmaz ve ileride vücut zayıf düştüğünde kişi büyük olasılıkla vereme yakalanır. Dünya nüfusunun üçte birinin verem mikrobunu vücudunda taşır ama her mikrobu taşıyan hasta olmaz. Burada yaşam kalitesi ve BCG aşısı vurulmuş olmak hastalığın oluşma riskini minimum seviyeye indirmede en önemli iki faktördür.

Bilinenin tam tersine BCG aşısı bu hastalığa neden olan bakteriyi öldürüp ortadan kaldırmaz. Sadece bakteriye karşı vücudun bağışıklık geliştirmesini sağlar. Hastalığa sebep olan bakteri insan vücudunda her zaman bulunur ve bundan kaçınmak imkansızdır. Ama aşıyı çocukken ya da ileriki aşamalarda vurulan kişi yüksek oranda tüberküloz olmaz. Aşı olmamış kişi ise çeşitli nedenlerle vücudu zayıf düştüğünde bakteri harekete geçip kişiyi hasta etme potansiyeli taşır. Yani aşı olmamış bir kişi her zaman verem olma riski ile karşı karşıyadır.

Ülkemizde BCG aşısı 1960‘lı yıllardan itibaren iyice yaygınlaşmış ve artık veremden ölüm oranı neredeyse sıfırlanmış vaziyettedir.

Çocuk yaşlarda BCG aşısı olmak bu hastalığın geçirilmeyeceğinin garantisi olmaz. Hastalığın tekrar oluşma riskini çok düşük seviyeye getirir ama hastalık oluşsa bile yapılacak uygun tedavi ile kişi tam sağlıklı olarak hastaneden taburcu edilir. Fakat bundan sonraki yaşamında daha dikkatli olmak zorunluluğu da her zaman vardır.

Aşı Nasıl Yapılır?

Aşı genellikle kolun üst kısmına yapılır. Doğumdan itibaren ve genellikle 2 aylıkken uygulanır. Aşı yapılan bölgede ömür boyu taşınacak bir iz oluşur. Yan etkisi neredeyse olmayan bir aşıdır. Uygulanan aşının dozu, aşı yapılan bölge, enjekte edilen derinlik, aşı yapılan kişinin ümmin sistemi ve yaşına bağlı olarak bazı yan tesirler oluşabilir ama bu çok sıkıntı veren bir yan etki değildir. Koltuk altındaki lenf bezlerinin şişmesi ve lokal apse en sık görülen yan etkilerdir. Tedavi gerektirmeyen yan etkilerdir ve kendiliğinden geçerler.

İnsandan insana kolayca geçen bir hastalıktır. Hava yolu ile kolayca mikrobun alınması mümkündür. Ama yukarıda açıklandığı gibi zaten her üç kişiden birisi bu mikrobu taşır. Taşımayanlar da diğer insanlardan bu mikrobu bir şekilde bedenine alırlar. Ama alınan her mikrop hastalık oluşturmaz. Hastalığın oluşabilmesi için BCG vurulmamış olmak, yoksulluk, kötü beslenme, vücut direncini düşürerek vücudu zayıf düşüren hastalığa yakalanmış olmak, güneş görmeyen ortamlarda aşırı derecede bulunmak, sigara içmek gibi faktörler hastalık riskini oldukça yükseltir.

Yataktan, aynı bardaktan su içmekten, tabak, kaşık, çatal gibi aynı mutfak aletlerini kullanmaktan mikrop bulaşmaz ama hava yolu ile bulaştığı için aslında mikroba yakalanma riski oldukça büyüktür. Burada aslı olan mikroba yakalanmaya karşı alınacak önlem değil mikrobun hastalığa neden olacak sebeplerinin önüne geçmektir. Çünkü mikrobun bulaşmasını engellemek imkansızdır. Sosyal hayat içerisinde insanlar birbirlerine çok yakın yaşadıklarından mikroba muhatap olmama olasılığı ne geçmişte mümkündü ne de günümüzde mümkündür. İşte bu açıdan bakıldığında çocukken BCG aşısı olmak ve daha sonrasında da mikrobun harekete geçebileceği ve yukarıda belirtilen faktörlerden kaçınmak en etkili yöntemdir. Fakat özellikle gelir seviyesi düşük ülkelerde halen bu hastalığa yakalanma ve ölüm oranı nispeten yüksek seviyelerdedir.

Mikrop daha çok akciğerlerde hastalığa neden olur. Ama böbrek karaciğer, kemik, dalak ve beyin zarında da hastalığa neden olabilir.

Belirtileri Nelerdir?

3 haftadan fazla süren öksürük

Balgam çıkarma ve kanlı balgam

Ateş ve gece terlemeleri

İştahsızlık, kilo kaybı, nefes dargınlığı ve sürekli bir yorgunluk hali

Nefes darlığı

Sırt ve göğüs bölgesinde ağrı hissi en sık görülen tüberküloz belirtileridir.

Tanısı Nasıl koyulur?

Tanısı çok çabuk koyulur. Akciğer grafisi, balgam kültürü, cilt testi gibi tetkikler sayesinde kişinin hastalığa yakalanıp yakalanmadığı hemen anlaşılır.

Tedavisi Nasıldır?

Hastalığa yakalanan kişilerin neredeyse yüzde yüzü uygun tedavi yöntemiyle eski sağlığına kavuşur. Verem ilaçları ülkemizde verem savaş dispanserlerinde ücretsiz olarak hastalara verilmektedir. Bu tedavide 4 – 5 farklı ilaç kullanılır ve 6 ile 9 ay arası bir tedavi süresi gereklidir.

İlaçların sürekli kullanılması ve tedavi süresi boyunca asla ara verilmemesi önemlidir. Düzenli kullanılmayan ilaçlara karşı mikroplar direnç kazanırlar. O nedenle ilaçlar aksatılmadan kullanılmalıdır.

Direnç kazanan mikroplara karşı uygulanacak tedaviler daha pahalıdır ve tedavi süresi yaklaşık 2 yıl sürer. İşte bu tedavi süresi esnasında hastanın kaybedilme olasılığı yüksektir.

BCG aşısı kişisel korunma ve daha 2 aylıkken bağışıklık oluşturulması açısından çok önemlidir. Ülkemizde sağlık ocaklarında bu aşı ücretsiz olarak yıllardır uygulanmaktadır.

Bir önceki yazımız olan Hipoglisemi düşük kan şekeri nedir ? başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Sorularınızı Yorum Bölümünden Sorabilirsiniz ...
Bu yazı 73 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak