MS (MULTIPL SKLEROZ) NEDİR?

Paylaş
 

MS olarak bilinen hastalığın adı Multipl Sklerozdur. Bağışıklık sisteminde oluşan bir bozukluk neticesinde beyin ve omurilikte birden çok plakanın oluşması sonucunda oluşan ciddi bir hastalıktır. Genellikle genç yaşlarda görülen MS hastalığı ülkemizde 2016 yılı verilerine göre 35 bin kişiyi etkilemiş durumdadır. Dünyada ise bu rakam gene 2016 yılı verilerine göre 3 milyon kişidir. Ataklar halinde gelişen MS hastalığı uygun bir tedavi ve düzenli ve periyodik bir takiple ancak kontrol altına alınabilmektedir. Çoğu zaman 20 ile 40 yaşları arasında kendini gösterir.

MS ( MULTIPL SKLEROZ) HASTALIĞI

Yukarıda da açıklandığı gibi halk arasında MS olarak bilinir. Kaslarda güçsüzlük, hareketlerde aksama, kısmı olarak felç durumu, konuşma ve görmede bozukluk gibi çeşitli belirtilerle ortaya çıkar. Ataklar halinde görülür. Kadınlarda erkeklere oranla iki kat daha fazla görülen bir hastalıktır.

Beyinle omuriliğin yangısal (inflamatuar) bir rahatsızlığıdır. Beyin ve omurilikteki (santral sinir sistemi) beyaz madde yapılarında hastalık oluşur. Beyaz madde, santral sinir sistemi içinde ve vücudun diğer birimleri arasında iletişimi sağlayan liflerden meydana gelir. Plak ve lezyon denilen hasarlı alanlar santral sinir sistemindeki beyaz maddede görülmeye başlandığında kişinin MS hastası olduğu teşhisi koyulur. Meydana gelen bu hasarlı alanlarda “miyelin”adı verilen ve sinirli alanları çevrelemeye yarayan maddede kayıplar oluşur.

Hastalıkta meydana gelebilecek reaksiyonları önceden bilmek ya da tahmin etmek imkansızdır. Bu reaksiyonlar oldukça farklılık gösterir. Bu açıdan MS hastalarını bir tanım altında sınıflandırmak çok güç bir durumdur. Çünkü her hastada sinir sistemindeki etkilenen alan ve etkilenme oranı farklı farklıdır. Bu nedenle hastalığın tipi ve oluşan şiddet her hastada farklılık gösterir. Bu açıdan bakıldığında MS hastalığını tanımlayarak sınıflandırmak çok zordur.

Belirtileri Nelerdir?

Belirtiler kişiden kişiye değişkenlik gösterir diğer bir ifadeyle kişiye özel belirtileri vardır. Bu nedenle aynı şekilde gelişen ve aynı bulgularla seyreden iki MS hastasına rastlamak imkansızdır. Hastalarda beyinle omuriliğin kontrol ettiği herhangi bir işlevin yarım ya da tam bir kaybı söz konusudur.

MS hastaları aşağıda sıralanan sorunlardan herhangi birisini düzelmeler halinde ya da yavaş yavaş kötüleşen bir seyir halinde yaşarlar.

İğnelenme, karıncalanma ve uyuşukluk

Her iki kol ve bacakta, her iki kolda ya da her iki bacakta uyuşukluk görülebildiği gibi vücudun sağ ya da sol tarafındaki kol ve bacakta görülmesi

Ağrı, spazm, kramp ve kaslarda sertlik oluşması

Görme bozuklukları

İdrar kaçırma ve kabızlık

Konuşmada bozukluk

Cinsel fonksiyonda bozukluk

Denge kaybı ve bulantı

Yorgunluk ve depresyon

Yutmada zorluk

Kısa süren hafıza sorunları

İlk belirtiler kollarda ve bacakta güçsüzlük şikâyeti ile kendini gösterir. Genelde hastalar bulanık görme, çift görme ve denge bozuklukları şikayetleri oluştuktan sonra doktora giderler. Fakat hastalığının belirtilerinin hastadan hastaya değiştiğini unutmamak gerekir. Yukarıdaki belirtiler genel olarak çoğu MS hastasında olan belirtilerdir fakat bazı hastalarda belirtiler çok daha farklı oluşabilmektedir.

Merkezi sinir sistemindeki sinir liflerini çevrelemeye ve korumaya yarayan miyelin, sinir liflerinin elektrik uyarılarını iletmede yardımcı bir maddedir. MS’li hastalarda miyelin hasarlıdır ya da tamamen yok olmuştur. Hasarlı bu bölgeler plak olarak isimlendirilir. Miyelin sadece sinir liflerini korumayı üstlenmez aynı zamanda sinir liflerinin görevlerini yerine getirmelerini de sağlamak gibi çok ciddi bir işlevi vardır. Hasar görmüş ya da tamamen yok olmuş miyelin durumu söz konusu olduğunda, sinirlerin beyine giden ve beyinden gelen elektrik uyarılarını iletme kapasitesinde kesinti oluşur. Ve sonuç olarak MS belirtileri ortaya çıkar.

Genetik Bir Hastalık Mıdır?

Bu hastalığın oluşmasında genetik faktörlerin oldukça önemli olduğu yapılan araştırmalar sonucunda net olarak ortaya konmuştur. Genetik faktörler hakkında birkaç teori ortaya atılmıştır. Hastalığın sebepleri kişiden kişiye değişkenlik gösterse de genetik faktörler bütün hastalarda sabittir.

Çevresel etkiler, etnik köken, virüs etkisi, kalıtım ve genetik faktörler hastalığın oluşmasında etkilidirler.

MS olmuş bir anne ya da babanın çocuğunda bu hastalığın görülme oranı diğer aynı yaş gurubundaki çocuklara kıyasla yaklaşık 10 kat daha fazladır. Ama genler bu hastalığın oluşmasında tek etken değildir. Çünkü genetik açıdan birbirinin aynı olan tek yumurta ikizlerinin ikisinde MS oluşma riski düşüktür. Birisinde MS oluşması halinde diğerinde MS oluşma olasılığı %25’tir.

Ayrıca, anne karnında iken oluşabilen biyokimyasal olaylar, alerji, kan ve beyin arasında oluşan bariyerin hasar alması da MS hastalığının nedenleri arasında tespit edilmiştir.

Teşhis Ve Tedavisi Nasıldır?

Tanı koymak oldukça güçtür. Tespit etmek için özel bir yöntem henüz maalesef geliştirilebilmiş değildir.

MRI filmleri çekilerek beyin ve omurilik hakkında detaylı bir bilgi öğrenilir. Lezyonlar bu filmde soluk olarak görülebildiği için MRI filmi teşhis koymak adına oldukça önemlidir.

Beyin omurilik sıvısı incelenerek Miyelin proteinin saptanması sağlanır.

Uyarılmış yanıt testleri yapılır. Sinirlerin ileti hızını tespit etmeye yarayan testlerdir. Bu sayede miyelin kılıfı hasarlanmış sinirler tespit edilebilir. Bu testin görsel uyarılma, işitsel uyarılma ve smatsensriyel uyarılma olarak üç çeşidi vardır. Görsel uyarılma testi ile görme ile ilgili sinirler incelenir. İşitsel olanı ile işitme sinirleri incelenir ve smatsensriyel testi ile de kol ve bacaklarda bulunan duyusal sinirler incelenir.

MS hastalığının tedavisi kişiden kişiye değişiklik gösterir ve kişiye özel olan bir durumdur. 20 – 40 yaşları arasında çok daha fazla görülür. Hastalık ne kadar erken başlarsa izlediği seyir o kadar sert olur. Atak geçiren bir hasta bir daha hayatının sonuna kadar atak geçirmeyebilir. Ama bir başka hasta ise sıklıkla ataklara maruz kalabilir. Ya da geniş aralıklarla olsa da atak geçirebilir. Hastadan hastaya değişiklik gösteren bir rahatsızlık olduğunun altını bir kez daha tekrar çizmek gerekir. Ataklar halinde görülmeyen ama düzelmeye de izin vermeyen ve sürekli ilerleyen MS formları çok daha ağır ilerler. Tedavisine atakları geciktirmeyle başlanır. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa ileride oluşacak hasarların önüne o kadar çabuk geçilir.

Tedavide koruyucu aşı önemli yer tutar. Ataklar oluşur oluşmaz yetkin bir doktora gidilerek hemen ilk adım atılmalıdır. Yapılan tüm testlerden elde edilecek bilgiler ışığında tedavi yöntemi belirlenir. Fakat tam olarak düzelmeyi sağlayan bir tedavi henüz hayata geçirilebilmiş değildir. Sürekli atak geçiren hastaların ataklarını % 40 oranında önleyen aşı tedavisi uygulanır. Atak sonrası engelli kalma riski bu önleyici aşı sayesinde azaltılmış olur. Çok daha sık atak geçiren MS hastalarına interforn tedavisi uygulanır.

MS tedavileri bağışıklık sistemini baskı altında tutan tedavilerdir. Bu nedenle MS olan hastaların başka hastalıkları kapma olasılığı çok yüksektir. Bu nedenle özel bakım gerektiren bir hastalıktır. Hastalar yakın kontrol altında tutulmalıdır. Klinik olmayan ama kronik olan MS hastalarına yani tek atak geçiren hastalara bağışıklık sistemini baskı altında tutan koruyucu tedavi yöntemleri uygulanmamalıdır. Çünkü bu tarz hastalar için başka tedavi yöntemleri geliştirilmiştir ve klinik vaka olan hastalar gibi daha zor bir süreçten geçmezler.

Doğru bir tedavi yöntemi ve yaşam tarzında yapılacak değişikliklerle hastalık kontrol altında tutulabilir ve ilerlemesi ciddi oranda durdurulabilir.

Çok yorucu etkinliklerden kaçınmak

Düzenli ve sağlıklı beslenmek

Sigara ve alkol kesinlikle kullanmamak

Hareketli bir yaşam

Hamam ve sauna gibi nemli ve sıcak ortamlarda bulunmamak

Sıcak su yerine ılık su ile duş almak

Depresyona kapılmamak için olabildiğince stressiz ve sakin bir hayatı tercih etmek

Yukarıda sıralananlara uyulması halinde hastalığa ciddi gem vurulmuş olur.

MS hastalığı hakkında incelemeler ve araştırmalar halen devam etmektedir. Tedavisi için bilinen tek bir yöntem yoktur. Tam olarak hastalığı düzelten ya da gelişmesini önleyen bir ilaç henüz geliştirilememiştir. Uygulanan yöntemler ve tedaviler ilerlemesini nispeten azaltan yaşam tarzında değişiklik ve bunu destekleyici bir takım iğne ve ilaç tedavileridir.

Bir önceki yazımız olan Çölyak Hastalığı başlıklı makalemizde çölyak hastalığı belirtileri, çölyak hastalığı diyeti ve çölyak hastalığı tedavisi hakkında bilgiler verilmektedir.

Sorularınızı Yorum Bölümünden Sorabilirsiniz ...
Bu yazı 73 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak