Sedef Hastalığı

Sedef Hastalığı
Paylaş
 

Sedef Hastalığı Üstü gümüş renkli pullarla kaplı olan, kırmızı lekelerle kendini gösteren ve nedeni henüz bilinmeyen bir cilt hastalığıdır. ”Sedef” (psoriasis) denmesine neden olan en tipik belirtileri ise pembe – kırmızı renkte hafif kabarık bir zemine yerleşen, beyaz, hafif irice ve parlak ve kuru kepeklerdir. En sık görüldüğü bölgeler ise dizler ve dirseklerdir. Bunları bel bölgesi, kulak arkası derisi ve göbek çevresi takip eder. Genel olarak bu bölgeleri simetrik bir biçimde tutar. Küçük ve tek olan plaklar birleşerek geniş plakları daha sonra geniş plaklar da birleşerek harita gibi yaraları oluştururlar.

Oluşan lezyonlar genellikle kaşıntısızdır ancak hastayı görünüş olarak rahatsız ederler. Bu lezyonlar ilaçla geçirilebilir fakat daha sonra tekrar oluşurlar. Hastalık ömür boyunca birkaç cilt lekesiyle sınırlı olabileceği gibi, tüm vücuda yayılmış şekilde de olabilir. Hastalık seyrederken organları etkilemez. Ancak hastalığın diyabet, obezite ve kalp rahatsızlıkları gibi bazı sistemik rahatsızlıklarla beraber görülme ihtimali vardır. Sedef, iyileşme ve aktivasyon dönemleriyle beraber seyreder.

Sedefin Belirtileri Nelerdir?

Sedefin oluşturduğu yaralar deriden kabarık biçimdedir, pulludur, daire ya da oval şekildedir ve kenarları keskin sınırlı haldedir. Pullanmalar gümüşi ya da beyaz renklidir. Yaranın üzerindeki pullar bir cisimle kazındığında tabaka halinde kalkar ve toz gibi bir beyazlaşma oluşur. Derideki yaraların çok tipik olması tanı koymayı kolaylaştırır. Farklı tiplerde çok çeşitli sedef vardır ve aşağıda sıralanmıştır.

Plak tipi sedef (en sık görülen türüdür)

Ters sedef

Damla tipi sedef

El avuç içi – ayak tabanı sedefi

Saçlı deri sedefi

Tırnak sedefi

Sedef hastalığının özel şekilleri vardır ve bunlarda aşağıda sıralanmıştır.

Eritrodermik sedef (Hastalığın vücut yüzeyinin % 90’ına yakınını tuttuğu yaygın ve ağır bir tipidir)

Püstüler sedef

Artrit Eklem Tutulumu

 Sedef Hastalığının Oluşma Sıklığı Nedir?

Toplumlara ve coğrafi bölgelere göre farklılık gösterir. Ancak % 1 – 2 oranında olduğu söylenebilir. Çocuklarda görülme sıklığı % 1,1 olarak hesaplanmıştır.

Erkeklerde ve kadınlarda eşit oranda görülür. Beyaz ırkta daha sık görülen bir hastalıktır. Tüm yaş gruplarında görülmesine karşın başlama yaşı çoğunlukla üçüncü on yıldır içindedir.  Bu dönemde oluşan sedeflere tip 1 sedef denir ve sedefin en şiddetli ve yaygın görülen tipidir.  Bu sedefin oluşmasında aile öyküsünün etkisi daha fazladır. Tip 2 sedef ise kırk yaşın üzerinde oluşan hastaları kapsar. Bu dönemde oluşan sedeflerin gidişatı daha iyidir.

Sedefin Nedenleri Nelerdir?

Hastalığın nedeni ya da nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Genetik, çevresel ve bağışıklık sisteminin etkisi olduğu yönünde ciddi görüşler vardır. Ailesinde sedef olanlarda sedef görülmesinin daha yüksek oranlı olduğu kabul görmüş bir görüştür. Fakat kalıtım yoluyla hastalığın doğrudan kendisinin değil yatkınlığın geçtiği düşünülmektedir. Daha sonra bu yatkınlığın bilinmeyen başka etkenlerin devreye girmesi ile hastalığa dönüştüğü yönünde uzmanlar görüş birliğindedir. Stres ve depresyon sedef hastalığını artıran faktörlerin en önemlisidir.

Sedef hastalığının oluşmasına ve şiddetlenmesine etken olan bazı faktörler aşağıda sıralanmıştır.

Stres: Ani şoklar, gerginlik, sıkıntı, sevgi eksikliği gibi psikolojik etkenler

Streptokok İnfeksiyonları: Hastalık özellikle çocuklarda bu infeksiyondan 2 – 3 hafta sonra oluşabilir.

Travma: Deride zedelenmeye sebep plan bazı fiziksel, mekanik ve kimyasal travmalar sonucunda sağlam deride sedef yaraları çıkabilir ve buna “Köbner fenomeni” denir.

İlaçlar: Lityum, klorokin, beta blokörler ve salisilâtlar hastalığı başlatabilir ya da alevlendirebilir.

Hastalığın karaciğer ya da başka bir organla hiçbir ilgisi yoktur ve tüketilen gıdalarla bir bağlantısının olmadığının da bilinmesi gerekir.

 Sedef Hastalığının Tedavisi

Çeşitli tedavi yöntemleri vardır ve aşağıda sıralanmıştır.

Topikal tedavi

Katranlar

Kalsipotriol

Fototerapi

Sistemik Tedavi

Sonuç Olarak

Sedef hastalığı tam olarak iyileştirilemeyen bir hastalıktır. Bu konuda son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedilse de henüz hastalığı bütünü ile yok edecek bir tedavi yöntemi geliştirilememiştir. Kullanılan tüm tedavi yöntemleri belli düzeyde ve belli sürede iyileşme sağlasa da hastalığın tam olarak ciltten sökülmesi mümkün olamamaktadır. Genetik ve moleküler biyoloji alanında son yıllarda hastalıkla ilgili çok ciddi çalışmalar mevcuttur. Bu çalışmalar hastalığa yönelik daha etkili ilaçların geliştirilmesine imkan sağlayacaktır. Bu yönde iyi haberler hastaların beklentisi içindedir.

Bir önceki yazımız olan Botulizm-Gıda Zehirlenmesi Nedir? başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Sorularınızı Yorum Bölümünden Sorabilirsiniz ...
Bu yazı 870 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

DMCA.com Protection Status